Anasayfa

Genel bilgiler

İsveç İskandinavya’nin önemli ülkelerinden birisidir. İsveç’in başkenti olan Stockholm aynı zamanda İskandinavya’nın merkezi olarak anılmaktadır. Özellikle geçtiğimiz yıllarda artan Startup sayısıyla Stockholm, Londra ve Berlin’den sonra Avrupanın önemli merkezlerinden biri olmuştur. Bu bölümde İsveç’te günlük yaşamdan ve oturum sahibi olan bir kişinin haklarından bahsetmeye çalışacağım. İlk olarak İsveçliler çok anlayışlı, yardımsever, kibar ve saygılı insanlar. Neredeyse herkez anadili gibi ingilizce konuşabilmektedir. Çünkü İsveçce German-İngiliz köklerinden oluşmuş bir dildir. Bu nedenle ülkemiz insanına nazaran daha kolay öğrenebilmektedirler. Ayrıca küçük yaştan itibaren televizyon kanallarında tüm yayınlar altyazılı olarak verilmektedir. Buda kişinin sürekli dile maruz kalmasını sağlamaktadır. Gramer yapısına gelince İngilizce’nin tamamiyle aynısı hatta bazı konularda daha esnek. Kelime kökleri ise Almanca ve İngilizce’den birçok kelime ile rastlayabilirsiniz. Bu sebeble öğrenilmesi çok kolay bir dildir. İsveç’in güney bölgesi aksan olarak Fransızcaya benzeyen Skånska lehçesiyle konuşmaktadır.

İsveç Sosyal Devlet anlayışı ile yönetilmektedir. Sizin veya ailenizin isveçte oturum izni almanız halinde bu oturum süresi içinde üniversite dahil tüm eğitim hizmetlerinden ücretsiz yararlanabilirsiniz. Aile tanımından kasıt eş ve çocuklardır. Bunun dışından tüm sağlık hizmetlerinden kişi başı 200TL gibi yıllık ödenen bir ücretle sınırsız şekilde faydalanabilirsiniz. Bu ücret peşin alınmamaktadır. Siz hastahane’ye her gidişinizde 50 kron gibi bir sağlık harcı alınır ardından bu harç 400 kron’a ulasınca yılın devamı ücretsiz olmaktadır. Sağlık hizmetlerinin bir dezavantajı ise gerçekten ihtiyacınız yoksa doktor’la görüşmeniz biraz zor olabilmektedir. Kanaatimce Türkiye’nin Sağlık sistemi İsveç’ten iyi. Özellikle ülkemizde hastahanelere ve doktorlara ulaşım çok rahat. Her türlü tehşis kolayca yapılabilmektedir.

Eğitime gelince İsveç hükümeti günümüzde de bir trend olan lifelong learning (hayat boyu öğrenim) düşüncesini desteklemektedir. Birçok developerla tanıştım. Yaşlarının ülkemize göre kısmen ileri olduğunu görünce kendileriyle yaptığım konuşmalarda çoğunun yazılıma olan merakından ötürü 40’lı yaşlarından sonra üniversiteye gidip 4 yıl yoğun bir eğitim aldıktan sonra ciddi yazılımcılar olduklarını gördüm ve çok şaşırdım. Ülkemizde çok sık rastlanan bir durum olmadığını düşünüyorum. Çünkü hayat mücadelesine başladıktan sonra tekrar eğitim yıllarına dönmek kolay olamayabiliyor. Bu üniversiteler yıllık 15.000 Euro harç ücreti ödenmesi gereken yerlerdir. Fakat oturum izni olan herkeze “sıfır TL” (0 TL) ile hizmet vermektedir. Özellikle Amerika eğitime kapitalist bir bakış açısıyla yaklaşırken, İsveç ise sosyal devlet yapısı ile özellikle çeşitli sebeblerden ötürü eğitimlerini ülkelerinde tamamlayamamış ve aile sahibi kişiler için Dünya üzerindeki sayılı ülkelerdendir. Eğitimin ücretsiz olması yanısıra öğrencilere geri ödemesiz burslar verilmektedir. Bütün öğrencilere bu burs verilmektedir. Bunun üstüne İsveçlilerin anlayışlı ve modern karakter yapısı eklenince San Francisco’ya gitmeyi bir kez daha düşünmelisiniz. Tabi ki her ülkede olduğu gibi kırmızı ışıkta geçen veya kaba insanlar bu ülkede’de var. Fakat genel olarak bir düzen ve kanunlara ve kişilerin birbirlerine olan özgürlüklerine saygı olduğunu açıkça görebilirsiniz.

Tabi bu bahsedilen haklar kolay alınmamaktadır. Her şeyden önce bir meslek sahibi olmak ve bir iş bulmak İsveçe gelmek için izlenilmesi gereken bir yol. İş bulup buraya yerleştikten sonra halk arasında “beyaz” olarak anılan yani sigortalı ve resmi bir işte sabır gösterip fazla iş yeri değiştirmeden çalışılması gerekmektedir. Aksi takdirde çalışma iznini uzatmanız çok zor olucaktır. Eğer bir iş yerinde problemler yaşıyor iseniz başka bir iş bulmadan kesinlikle iş değiştirilmemesi gerekmektedir. Aksi halde sigortalarda sıkıntılar yaşanabilmekte ve bunlar oturum ve çalışma haklarının sonlandırılması ile sonuçlanabilmektedir. İsveç’te yaşamanın dezavantajlarına gelecek olursak; ilk olarak, burası İskandinavya yani uzun karanlık geceler ve günler, kış aylarında bilhassa insanın üzerinde depresif bir hava oluşturabilmektedir. Bunun yanı sıra benimde en büyük problem yaşadığım husus İsveçlilerin kapalı yapısı. İsveçliler kesinlike ırkçılık yapmıyolar. Ama bilimsel makalelerde de yer alan İskandinav Kapalılığı (Bu terimin aslını bulamadım.) Manası şudur: Günlük hayatta, sokakta veya dışarda kendilerine dönük ve kapalı ama evlerinde yani aile yapılarında sıcak insanlar olarak tanımlabilirler. Yani yeni tanıştıktarı insanlara güvenmeden kapılarını tam olarak açmamaktadırlar. Mesela Türk insanı bildiğiniz üzere biraz daha sıcak bazen yeni tanıştınız bir kişiyle dahi bir aktivite yapabilmektedir. Bu sebeble özellikle bekar veya yeni insanlarla tanışmak isteyen kişiler uzun bir süre belki 2 yada 3 yıl veya 4 arkadaş edinmekte ve sosyalleşmekte ciddi problemler yaşayabilirler. Bunu yenmek için diğer linkte paylaşacağim İsveçce kurslarına katılabilir veyahut konuşma kulüplerinde gidebilirsiniz. İsveçce’ye aşina olup İsveçlilerle isveçce konuşmayı deniyebilirsiniz. İsveçce konuştuğunuz zaman sizi kendileri gibi gördüklerini düşünüyorum. İsveçce öğrenirseniz tecrübeniz az olsa bile isveçce bildinizden ötürü bir işe başlayabilirsiniz. İş ortaklıkları veya bir girişim kurmada da yine benzer özellikteler. Bir arkadaşım bu durumu şöyle özetledi: “Patronum bana 5 yıl beraber çalıştıktan sonra güvenmeye başladığını hissediyorum”.

Katkıda bulunanlar: Ömer Mindivanlı,